DOI: 10.33613/antropolojidergisi.1859546 ISSN: 0378-2891

Yerlilik düşüncesi ve yerellik söylemi

Mehmet Fuat Levendoğlu, Güven Şeker
Günlük hayatta yerli ve yerel kelimelerine aşinayız. Yerli/yerel veya yerlilik/yerellik kavramları, aynı zamanda bireylerin, toplumların, kültürlerin ve nesnelerin de coğrafi bölgelere-mekânlara aidiyetini temsil etmektedir. Yerlilik ve yerellik kavramları aidiyet bağlamında değerlendirdiğinde, varlıkların tanımlanmış bir coğrafi bölgeye ait olma veya olmama durumları, zamansal/tarihsel kriter temelinde yorumlanır. Yani varlıklar ve coğrafi bölge arasında aidiyet ilişkisi kapsamında tarihsel ve kültürel bağlara bakılarak, bir nevi kimliklendirme yapılır. Aksi durumda, malum kıstaslar ışığında coğrafi bölgeye aidiyet reddedilir. Halk arasındaki değerlendirmelere ve inanışa göre; belli bir coğrafi bölgenin sosyal ve kültürel özelliklerini taşıyan, yerli veya yerel sıfatı ile nitelenen/kimliklendirilen insanlar, aynı zamanda o coğrafi bölgenin ev sahibi konumundadırlar. Çünkü öteden beri bölgede-mekânda yerleşik olmaları ve kuşaklar boyunca o bölgede yaşamlarını sürdürmeleri, aynı zamanda aidiyet kıstaslarını da ortaya koymaktadır. Dolayısıyla aynı coğrafi bölgenin sosyal ve kültürel özelliklerini temsil etmediği düşünülen insanlar ise öteki kavramı ile nitelenirler. Keza ötekiler de başka bir coğrafi bölgenin yerlileri veya yerel halklarıdır. Zaman içinde ve farklı kültürlerde varlığını devam ettirmekte olan bu nitelemeler, son zamanlarda bilimsel çalışmalara da konu olmuştur. Her ne kadar farklı etnik yapılara sahip toplumlarda bu nitelemelerin birer toplumsal sorun haline gelmesinin yanında yine de bu kavramlar, göç, kentleşme, kültürleşme gibi çalışma alanları bakımlarından da incelenmektedir.

More from our Archive