DOI: 10.47951/mediad.1814580 ISSN: 2636-8811

Yapay Zeka ve Din Literatürünün Bibliyometrik Analizi (1990–2025)

Fikriye Çelik
Yapay zekanın sınırdan uzak doğası dinin sınırları gözeten yapısını doğrudan etkileme potansiyeline sahiptir. Zira yapay zeka sistemlerinin yol açma ihtimali bulunan toplumsal bozulma din üzerinde dolaysız bir etki yaratmaktadır. Benzer şekilde bu sistemlerin yeni ve imkansız görüneni yaratma vaadi yeni birtakım sahih olmayan dini hareketleri ortaya çıkarabilmektedir. Bu durum ilahi dinleri kırılganlaştırma tehlikesi taşımaktadır. Bir başka sorunsal da sistemlerin sahip olduğu zekanın yapay olmadığı yönünde gösterdiği çabadır. Buna karşılık yapay zekanın belirsiz, sınırsız ve güvensiz yapısı yeni dini rehber biçimlerinin ortaya çıkışına yol açmaktadır. Böylece geleneksel din otoritesi sarsılmaktadır. Bununla beraber makine merkezli sistemlerin kutsal metinleri anlamlandırmada yeni bir potansiyel, alternatif bir araç olabileceği de düşünülmektedir. Bu ve benzeri risk ve fırsatlar karşısında akademinin konuya ilgisi giderek daha da önem kazanmaktadır. Yapay zeka ve din ilişkisine odaklanan bilimsel metinlerin yaklaşımını kayda değer bularak öne çıkan eğilimi anlamaya yönelen çalışma alanyazının genel çerçevesini ortaya koyup söz konusu sorunsala ilgiyi tespit etmeyi ve saptanan eksikler üzerinden sonraki araştırmalara yol açmayı amaçlamaktadır. Bu amaca uygun olarak bibliyometrik analiz sınırlarında yürütülen araştırmada Web of Science veri tabanında taranan bütün zamanlar dikkate alınmış, 1990 - 2025 tarih aralığındaki yapay zeka ve din konulu 381 yayın çözümlenmiştir. Değerlendirmeye alınan çalışmalara yıl, dil, ülke, yazar, atıf ve anahtar kelimeler arasındaki ilişkiyi aydınlatmayı sağlayan bibliyometrik teknikler uygulanmıştır. VOSviewer programından yardım alınan çözümlemede söz konusu sorunsala yönelen akademik dikkatin ilk önemli sıçrayışını 2020’de gerçekleştirdiği ve giderek artan bir seyir gösterdiği tespit edilmiştir. Bu tespitten hareketle bulguların, yapay zekanın hayatın bütün alanlarına hızla yerleştiğini gösteren toplumsal gerçeklikle örtüştüğü anlaşılmıştır. Bununla birlikte çalışmaların yapay zeka, din ve etik kavramları etrafında yoğunlaştığı; sadece 1 yayının Türkçe verildiği; Türkiye’nin bahse konu sorunsalı dikkate alan ülkeler sıralamasında görünürlük yakalayamadığı görülmüştür. Bu sonuca bağlı olarak yerli literatürün yapay zeka ve din ilişkiselliğini dikkate alma gerekliliği çalışmanın öncelikli önerisi olurken vaka araştırmalarına duyulan ihtiyaca da temas edilmelidir.

More from our Archive