DOI: 10.26650/sty.2025.1863659 ISSN: 2717-6940

Sürrealist Bir Mekân Olarak Hayalet Banliyö: Resim ve Sinemanın Metinlerarası İlişkisi Bağlamında Vivarium (2019) Filminin Hauntolojik Analizi

E. Savçın, İrem Çoban
Bu çalışma, René Magritte’in sürrealist resimlerinde merkezi bir rol oynayan zamansızlık, tekrar ve temsilin bozulması gibi görsel stratejilerin, çağdaş sinemada Lorcan Finnegan’ın Vivarium (2019) filmi üzerinden nasıl yeniden üretildiğini incelemektedir. Çalışmanın sorunsalı, Magritte’in eserlerinde görülen varyasyon ve gece–gündüz paradoksuna dayalı görsel mantığın, filmde “ideal ev/aile” söylemini hauntolojik bir mekân kurgusuna nasıl dönüştüğünü ortaya koymaktır. Araştırmanın temel varsayımı, Vivarium’daki Yonder banliyösünün distopik bir dekor olmanın ötesinde, Magritte’in resimlerinde görülen döngüsel tekrarlar mantığıyla yakınlık kuran, çıkış olmayan mekân yoluyla işleyen bir hauntolojik “musallat olma rejimi” olarak tasarlandığıdır. Çalışmada yöntem olarak sinema–resim metinlerarasılığı ve Jacques Derrida’nın hauntoloji analizi kullanılmaktadır. Film, kompozisyon, ışık kullanımı, mekân kurgusu ve görsel süreklilik eksenlerinde çözümlenmekte ve filmdeki tekrar eden görsel düzenekler Magritte’in sürrealist imge stratejileriyle karşılaştırmalı olarak analiz edilmektedir. Bu bağlamda filmde, tıpkı Magritte’in resimlerinde olduğu gibi, sürrealist bir mekân olarak sunulan Yonder’in de hayalet bir banliyö olduğu tespit edilmektedir. Yönetmen izleyiciyi hayalet bir mekâna götürmenin yanında, aynı zamanda Magritte’in 1940 ile 1960’lı yıllarda tamamlanan resimlerine de hapsetmektedir. Yonder banliyösünün ideal ev/aile söylemini bugüne musallat olan ideolojik bir hayalet olarak yeniden ürettiği tespit edilmektedir. Konuyla ilgili yapılan literatür taramasında Vivarium filminin metinlerarası ilişki ve hauntolojik analizinin yapılmadığı gözlemlenmiş olup, araştırmanın mevcut literatüre katkı sağlaması hedeflenmektedir.

More from our Archive