DOI: 10.21673/anadoluklin.1897057 ISSN: 2149-5254

Febril/afebril nöbet öyküsü olan dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tanılı çocuklarda stimülan tedavi: Çocuk psikiyatristlerinin klinik deneyim ve yaklaşımları

Şeyma Sönmez Şahin, Mehpare Sarı Yanartaş, Suleyman Cakiroglu
Amaç: Bu çalışmanın amacı, febril veya afebril nöbet öyküsü bulunan dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tanılı çocuklarda stimülan tedavi kullanımına ilişkin çocuk psikiyatristlerinin klinik deneyim ve yaklaşımlarını değerlendirmektir. Ayrıca klinisyenlerin tedaviye yönelik güven düzeyleri ile mesleki deneyim ve klinik tercihler arasındaki ilişkilerin incelenmesi hedeflenmiştir.Yöntemler: Bu kesitsel çalışma, çevrim içi anket yöntemiyle çocuk ve ergen psikiyatristlerine uygulanmıştır. Anket formunda katılımcıların mesleki deneyimleri, nöbet öyküsü bulunan DEHB hastalarına yaklaşımları, stimülan tedavi tercihleri ve tedaviye yönelik güven düzeyleri sorgulanmıştır. Veriler tanımlayıcı istatistikler kullanılarak özetlenmiş, gruplar arası karşılaştırmalarda uygun parametrik olmayan testler uygulanmış ve değişkenler arasındaki ilişkiler korelasyon analizleri ile değerlendirilmiştir.Bulgular: Çalışmaya toplam 137 çocuk psikiyatristi katılmıştır. Katılımcıların %52,6’sı (n=72) mesleki yaşamlarında stimülan tedavisi sırasında nöbet geçirdiğini düşündükleri en az bir hastayla karşılaştıklarını bildirdi. Buna karşın, klinisyenlerin büyük çoğunluğu nöbet öyküsü olan DEHB hastalarında doğrudan stimülan tedavisine başlamak yerine öncelikle çocuk nörolojisi değerlendirmesi sonrasında tedaviye karar vermeyi tercih etmiştir. Stimülan tedavisi sırasında nöbet gözlemleme deneyimi ile tedavi tercihi arasında anlamlı ilişki saptanmamıştır. Mesleki deneyim süresi arttıkça stimülan tedavisine başlama konusundaki güven düzeyinin anlamlı olarak arttığı bulunmuştur.Sonuç: Nöbet öyküsü bulunan DEHB hastalarında stimülan tedavisine yönelik klinik yaklaşımlar heterojen olup, klinisyenler literatürdeki güven verici bulgulara rağmen temkinli bir yaklaşım sergilemektedir. Klinik deneyim, tedaviye yönelik güven düzeyini etkileyen önemli bir faktör olarak görünmektedir. Bu bulgular, nöbet öyküsü olan DEHB hastalarında tedavi kararlarının bireyselleştirilmesi gerektiğini ve disiplinlerarası iş birliğinin önemini vurgulamaktadır.