DOI: 10.26650/jplc2026-1841110 ISSN: 2602-3911

Özel İşaret ve Kıyafetleri Usulsüz Kullanma Suçu

Abdulbaki Giyik
Kamu görevlisi olmayan kişilerin resmi elbise giymesi, vatandaşların bu kişilere daha kolay bir şekilde güvenmelerine ve hukuka aykırı olarak resmi elbise giyen bireylerin taleplerini birer kamusal buyruk olarak nitelendirmesine sebebiyet verebilmektedir. Keza resmi elbise giyen kişilerin toplum içindeki olumsuz davranışları, elbisenin ilişkili olduğu kamusal makamlara izafe edilebilmektedir. Resmi elbisenin yetkisiz kişilerce giyilmesinin doğurabileceği bu olumsuz sonuçları göz önünde bulunduran kanun koyucu, Türk Ceza Kanunu madde 264 hükmünde “Özel İşaret ve Kıyafetleri Usulsüz Kullanma” başlıklı bir suç tipi ihdas etmiş ve bahsi geçen düzenleme kapsamındaki davranışları cezalandırılabilir alana dâhil etmiştir. Söz konusu suç tipinin, taşıdığı toplumsal ve hukuki ehemmiyete rağmen öğretide yeterince incelenmemiş olması, bu çalışmanın kaleme alınmasındaki temel motivasyonu oluşturmuş ve konunun bir makale olarak seçilmesinde belirleyici olmuştur.Türk Ceza Kanunu madde 264′te, bahsi geçen suçun maddi konusu; rütbe, resmi elbise, nişan ve madalya olarak belirlenmiştir. Çalışmada, Türk Ceza Kanunu madde 264/1'in formülasyonu eleştirilerek rütbe ve resmi elbise arasında hatalı bir biçimde aitlik ilişkisi kurulduğuna vurgu yapılmış ve rütbenin suçun bağımsız bir konusu olarak kabul edilmesi gerektiği savunulmuştur. Keza çalışmada, hükümde yer verilen “giymek” ve “takmak” biçimindeki eylemlerin hangi anlama geldikleri üzerinde de durulmuş ve yapılan değerlendirme sonucunda, doktrindeki genel kanaatin aksine, özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma suçunun ani bir suç değil, kesintisiz bir suç olarak ihdas edildiği sonucuna ulaşılmıştır.Suçun hukuka aykırılık başlığı altında, madde başlığında yer verilen “usulsüz kullanma” ibaresi ile madde metninde kullanılan “yetkisi olmaksızın” ifadeleri arasındaki uyumsuzluk eleştirilmiş ve inceleme konumuzu teşkil eden suç tipi bakımından ortaya çıkabilecek hukuka uygunluk sebepleri üzerinde durulmuştur.

More from our Archive